1. Sayı, 2000
Akvaryum sitesi www.bilyap.com.tr
Diğer sayılar: 2-3-4
Kapak sayfasıEditörden
Bize katılınBilgi ve ticarette işbirliğiAkvaryum haberleri
İnternetten balık satışıAkvaryum kulübü kurmakAkvaryum ve Çevre
Küçük neden, büyük sonuçSmall cause, large effect: Changes in a coral reefÇevre Gerçekleri 1Ürünler
Daehne YayınlarıAday Hobby CenterÜyelerimizden
Üyelerimiz hangi şehirlerden?Anket: Popüler balıklarZiyaretçi NotlarıCanlılardan
Tanglar ve Cerrah balıklarıÇöpçülerAkvaryum teorileri
Bitkiler için CO2'nin önemiBalıklar su içer mi?Üstü açık akvaryumlarAmonyum ve AmonyakPüf noktası
UyumMatik
Akvaryum balığı yemleri
Su sirkülasyonu ve hastalıklar
Turba (torf) filtresiyle su hazırlama
Tubifex nasıl verilmeli
Bunları biliyor muydunuz?
Labirentliler neden köpük yuva yaparlar?
Yumurta sahteciliği
1 ay kuluçka açlığı
© Bilyap Aquaristic Her hakkı saklıdır.
|
|
Akvaryum Teorileri
|
Balıklar su içer mi?
Yazan: Peter Hoffman, AqualogNews Nr. 28
Çeviren: Bilyap Aquaristic
|
|
Tatlısu ve deniz balıklarında ozmo-regülasyon
Ünlü bir Alman şarkısının sözlerinde geçer: "Hayvanlar neden
gözyaşı dökmez? Denizin tuzu nereden gelir?" Herkesin kolayca
aklına gelecek, ama cevaplaması o kadar kolay olmayan sorular...
Resim 1: Hem tatlı, hem de tuzlu suda yaşayabilen evrim
harikalarından Scatophagus argus.
Aquarium Atlas Vol. I'den
|
İnsan, hayvan veya bitki- bütün canlıların bedeni %60-80
oranında su içerir. Her canlı, hayatta kalabilmek için vücudundan
eksilen suyu bir yolunu bulup tamamlamak zorundadır. Birçok
organizma haftalarca açlığa dayanabilir, ama hiç su almadan
birkaç günden fazla yaşayabileni çok azdır. Kurbağa gibi, hem
karada hem de suda yaşayan nemli ortamlara uyum sağlamış canlılar
derilerinden çok çabuk su kaybederler. Bu yüzden de sürekli suya
yakın olmak zorundadırlar. Buna karşılık da, bir kez suya
girdiklerinde vücutları, deri üzerinden suyu sünger gibi emerek
nem oranını gereken düzeye getirir. Fakat biz insanlar suyu
derimizden, örneğin banyo çıkışı ıslak havludan içemeyiz. Aynı
şekilde diğer memeliler, kuşlar ve sürüngenler idrar, solunum veya
bazen terle de kaybettikleri suyu karşılamak için aktif olarak su
içmek zorundadırlar.
Peki balıklar ne yapar? Yeterli suyu bulmakta nasıl olsa zorluk
çekmezler diye düşünebiliriz ama bu düşünce sadece tatlı su
balıkları için geçerlidir. Hatta tatlı su balıklarının başları,
istemeden aldıkları ve sürekli dışarı atmak zorunda oldukları
fazla suyla derttedir. Sorun, içerdiği elektrolitler, şekerler,
amino asitler, üre ve diğer moleküller yüzünden vücut sıvılarının
içinde yaşadıkları suyun tuzluluğuna göre daha konsantre
(hypertonia) olmasından kaynaklanır. Dışarıdan içeriye doğru
oluşan ozmotik basınç, deriden ve solungaçlardan sürekli içeri
doğru suyun sızmasına neden olur. Hatta o dereceki, balık fazla
suyu böbrekleri üzerinden süzüp aktif olarak dışarı atmasa balon
gibi şişip patlayabilir.
Okul günlerimizde yaptığımız ozmoz deneylerini hatırlayın.
Sucuk zarı gibi yarı geçirgen bir zarın bir tarafında az tuzlu
su, bir tarafında da çok tuzlu su olsun. İki taraftaki
konsantrasyonlar dengelenene kadar, az konsantre olandan çok
konsantre olan tarafa belli bir basınçla saf su geçişi olacaktır.
Yarı geçirgen zarların özelliği, suyu geçirip saf suyu
geçirmemeleridir. Balıkların derisi de işte bu ozmoz denilen
fizyo-kimyasal oluşuma aracılık yapan yarı geçirgen zarlar
sınıfına girer.
|
Resim 2:
Vücudundaki tuz dengesini koruyabilmek için sürekli su
içmek zorunda olan deniz balıklarından Çizgili
Tang, Acanthurus lineatus.
Marine Atlas Vol. I'den
|
Denizde ise durum tam tersidir! Tuzlu deniz suyu, deniz
balıklarının vücut sıvılarına kıyasla daha konsantredir.
Buradaki içeriden dışarı doğru yönlenmiş ozmotik basınç
(hypotonia), balığın sürekli su kaybetmesine neden olur. Eğer bu
eksilen suyu tamamlamanın bir yolunu bulamamış olsalardı, koskoca
denizlerde susuzluktan ölürlerdi.
Deniz balıkları aktif olarak
sürekli su içmek zorundadırlar. İçtikleri suyun vücutlarındaki
elektrolitik dengeyi bozabilecek fazla tuzunu solungaç
bölgelerindeki özel bezlerden dışarı atarlar. Bu kaçınılmaz
fazla tuzu atma işlemi de, tatlı su balıklarının fazla suyu
atmaları gibi balığa yüklüce bir enerjiye malolur. Bu aktif
su içmenin yanında deniz balıkları, su kaybını en aza indirmek
için böbreklerden atılan su miktarını en aza indirmişlerdir; tatlı
su türlerine göre 10-100 kat daha az idrar bırakırlar.
Köpek balıkları ve vatozlar (denizde yaşayan bazı kedi balığı
türleri) yüksek tuz konsantrasyonlu vücut sıvılarıyla deniz
balıkları arasında çok özel bir yer tutarlar. Bunların iç ozmotik
basınçları, deniz suyuna adapte olmuştur. Büyük miktarda üreyi ve
diğer ozmotik basınç yaratabilecek maddeleri, su kaybetmemek için
uzun süre vücutlarında tutabilirler. Hatta bazıları bunu daha da
abartarak kanlarını denizden daha tuzlu hale getirmişlerdir.
Böylece dışarıdan içeri sızan fazla suyu tekrar dışarı atmak
zorunda kalırlar.
Yumurtlamak için denizden nehirlere, yani tatlı suya giden
Somon balıkları ve tatlı sudan deniz giden yılan balıkları (eel)
çok farklı bir kategoriye girerler. Bunlar, ozmoregülasyon
açısından doğanın harikalarıdır. Göçlerinin bir bölümünde su
içerek, bir bölümünü de fazla suyu dışarı atarak geçirdiklerini
bir düşünün...
|
|