1) Akvaryum alırken anne-babalar nelere dikkat etmeli?
1. Sorunlu değil, zevkli bir uğraş istiyorsanız önce bilgi:
Akvaryum bilgi gerektiren bir uğraştır. Bu nedenle ana-babalara tavsiyem,
akvaryum almadan önce biraz kitap karıştırmalarıdır. Piyasada bu konuda
okuması zevkli, renkli resimlerle balık ve bitki türlerinin de tanıtıldığı
kitaplar var. Genelde yabancı kitaplar daha kaliteli. İnternette, bizimkinde
ve diğer yerli-yabanci akvaryum sitelerinde de (yahoo.com'dan aranabilir) temel
bilgiler bulunabilir.
Su kimyasının ve akvaryumda biyolojik dengenin öncelikle bir anlaşılması
gerekir. Merak etmeyin, lise eğitimi almiş biri için zor değil. Eğer bu
temel bilgiler anlaşılmazsa, tecrübelerimle sabittir ki akvaryum size
zevkten çok sorun getirir; sürekli hastalıklarla, kavgada ölen balıklarla,
çürüyen bitkilerle uğraşırsınız. Başlangıçtaki 5-6 saatlik bir bilgi
yatırımı, sizi sonrasının baş ağrılarından ve çok daha büyük zaman
kayıplarından kurtarır.
2. En az 100 litrelik bir akvaryum alın:
Örneğin yaklaşık 110 litre kapasiteli 80 x 35 x 40 cm (Uzunluk x Genişlik x
Yükseklik) ölçülerindeki bir akvaryum yeni başlayanlara hararetle
önerilebilir. Örneğin Avrupa'da en çok 80 cm ve 1 metrelik akvaryumlar
satılır.
"Akvaryum ne kadar küçük olursa bakımı o kadar kolay olur herhalde"
düşüncesi genel bir yanılgıdır. Bütün tecrübeler şunu gösteriyor ki, 100
litreden küçük akvaryumlarda balıklar için sağlıklı kabul edilebilecek bir
biyolojik denge kurmak zordur. Balıklarda sürekli stres, aşırı ürkeklik veya
aşırı saldırganlık, büyüyememe, üreyememe ve sık hastalanma gibi sorunların
birçoğu
akvaryumun dar olmasından kaynaklanır. Bakımı en kolay akvaryumlar hacmi 100-250
litre arasındakilerdir. Bu değerlerin altında veya üstünde bakım zorlaşıyor.
Balıklar ve bitkiler açısından bakıldığında ise, akvaryum ne kadar büyük
olursa o kadar iyidir.
Fanus ve kavanozlarda balık beslemek ise hayvanlara işkence etmekle
eşdeğerdir; bu nedenle akvaryumculuk etiklerine tamamen aykırıdır. Canlılara
işkence etmek için mutlaka kötü niyetli veya hasta ruhlu olmak gerekmez:
Bilgi edinme tembelliği, eğitim düzeyinin düşüklüğü, umursamazlık, değer
vermemek gibi insani durumlar da aynı sonuca varabilir.
3. Sabır şart:
Balıklarınıza yapabileceğiniz en büyük kötülük, devamlı düzenlerini
değiştirmektir. Yeni balık alip eski balık çıkarmak, farklı çözeltiler
ilaçlar denemek, sürekli yeni dekorlar eklemek vesaire... Bir kere bir düzen
kurulmuşsa, balıklarınız hayatlarından memnun görünüyorlarsa artık
rahatlarını bozmayın. Akvaryumunuzda sürekli yenilikler denemek isteyecek
sabırsız bir kişiyseniz, veya "ben futbolu kitaptan öğrenmedim, aynı şekilde
akvaryumu da yaparım" diyorsanız bence baştan hiç akvaryum almayın daha iyi.
Akvaryum bence, doğayı değiştirmeye çalışmadan doğayı gözlemekten
hoşlananlara göre bir uğraştir.
Ayrıca bana kendi 25 yılı aşkın tecrübelerim şunu gösteriyor: Akvaryumda
geçici, derme çatma çözümlere yer yok.
2) Hangi balıkları tercih etmeli?
Başlangıçta mutlaka bakımı kolay türler tercih edilmeli. Türlerin
biribiriyle uyumu da önemli bir konu. Kesinlikle anlık heveslere kapılıp
balık almayın. Almak istediğiniz türler hakkında önce biraz bilgi toplayın.
Sonra sadece tek tek türleri değil, akvaryumunuzun bütününü de düşünün. "Her
balığa yer olacak mi, biribirleriyle geçinecekler mi, hangi türden kaç tane
kaç çift almalı, su ve sıcaklık gereksinimleri benzer mi" gibi soruların yanıtları
mutlaka önceden araştırılmalıdır. Örneğin bazı balıklar tertoryaldir (bölgesel), yani,
özellikle üreme zamanlarında akvaryumda belirli bir bölgeyi sahiplenir,
buraya başka balıkları sokmazlar. Dört santimetrelik bir balığın
akvaryumunuzun yarısına sahip çıkması ancak önceden araştırma yapmışsanız
sizi şaşırtmaz.
En çok yapılan hatalardan biri şudur: Akvaryumcuya girer girmez gözünüze bir
balık çarpar, akvaryumunuza, diğer balıklarınıza uyar mı uymaz mı düşünmeden
o balığı mutlaka almak istersiniz ve alırsınız da. Sonra, uyumsuzluklar veya
bulaşıcı hastalıklar nedeniyle akvaryumunuzun
bütün düzeni altüst olur, aylardır yaşattığınız eski balıklarınızı tek tek
kaybedersiniz.
Bazı akvaryum kitaplarında yeni başlayanlara da uygun örnek akvaryumlar her
yönüyle tanıtılır. Bu kitaplardan yararlanmanızı öneririm. Birkaç örnek
akvaryum tanıtımını bizim akvaryum sitemizde de bulabilirsiniz.
3) Akvaryum sorumluluğunu çocuk kaç yaşlarında alabilir? (Örneğin çocuğun
balıklara yem vermesi doğru mu?)
Çok iyi bildiğim bir konu değil. Kişilik yapisina ve zeka düzeyine bağlı
olmak üzere, bir çocuğun ancak 7-8 yaşından sonra bir akvaryumun
sorumluluğunu üstlenebileceğini tahmin ediyorum. Daha küçük çocuklar balıklara
zarar verecek deneyler yapmak isteyebilirler. Bir keresinde 6 yaşındaki bir
çocuk benim akvaryumuma kül tablasını boşaltmıştı.
Sadece akvaryum konusunda değil, genel olarak doğa sevgisi ve canlıların
hayatına saygılı olma anlayışını çocuğa kazandırmakta en büyük sorumluluk
herhalde anne-babalara ve öğretmenlere düşüyor. Bence okullarda genel
olarak, biyolojinin modern kolları olan davranış bilimleri (etoloji) ve
evrim konularına daha fazla ağırlık verilmeli -ki insanlar aslında
hayvanlardan çok da farklı olmadıklarını anlasınlar. Bir kez bunu iyice
anlamak, genel olarak canlı hayatına daha fazla saygı duyma anlayışını da
beraberinde getirecektir. Ayrıca evrim, sadece biyolojiyi değil,
teknolojiyi, ekonomiyi ve hatta siyaseti bile anlamak için gerekli çok temel
bir bilim dalı, bir düşünce sistemidir. Örneğin bugünün siyasetçisini
seçen negatif seleksiyon
şartlarını nasıl pozitif seleksiyona dönüştürebileceğimizi evrimi iyice
anlamadan analiz edemeyiz.
Eğer canlı hayatına saygı hissi çocuğa verilebilmişse, yani çocuk hisseden,
acı çeken, kendine benzer varlıklarla haşır neşir olduğunun farkındaysa ve
buna karşı bir sorumluluk hissi geliştirebilmişse, gerisi olumlu yönde
gelişecektir. Çocuk, yaşatmak istediği türlerin doğal gereksinimlerini
kendiliğinden araştıracaktır. Önce kimya ve biyolojinin temelleri, sonra
doğal habitatlar, sonra ekoloji, sonra evrim konuları, ışık ve fotosentezi
anlayabilmek için biraz fizik ve biyokimya, sonra davranış biçimleri
(etoloji), türlerin içinde yaşadığı ekolojik nişler ve böyle konular
zincirlemesine gidecektir. Birde bakmışsınız, özel hoca tutarak veya
okullarda canından bezdirerek öğretemediğiniz bir yığın bilgiyi çocuk
kendiliğinden öğrenmiş.
İşte bu nedenle akvaryum en iyi doğa öğretmenidir diyenler çıkıyor. Olabilir,
ama bir
şartla: Yukarıda belirttiğim gibi, çocukta canlılara değer verme hissinin
gelişmiş olması şartıyla. Aksi halde akvaryum hobisi çok farklı yönlere
sapabilir. Küçük bir doğa parçası olarak bakıldığında bir anlamı, bir
felsefesi olan akvaryum hobisi, doğa sevgisi yoksunluğunda basit bir hayvan
koleksiyonculuğuna veya estetikten yoksun bir
toplu üretim kampçılığına dönüşebilir. Bu tip farklı
eğilimleri, farklı motivasyonlari örneğin köpek besleyenlerde de
gözleyebilirsiniz. Kimi komutlarını yerine getirecek bir emir kulu ister,
kimi kendi dayak kompleksleri yüzünden kavgacı köpek ister, kimi gösteriş
olsun piyasada gezdirsin diye markalı köpek ister, kimi yanlızlıktan köpek
ister, kimi de gerçekten köpeğine doğal gereksinimlerine uygun bir yaşam kurmak
ister.
4) Evinde akvaryum olan ailelerin dikkat etmeleri gereken noktalar
nelerdir? (Çocukların balıklara zarar verebilme ihtimallerine karşı)
Sürekli çocuğun tepesinde bekçilik yapmak mümkün olamayacağına göre,
en önemlisi, yukarıda da belirttiğim gibi, çocuğa doğaya ve canlı yaşamına karşı
saygıyı kazandırabilmek.
Bunun dışında, evde 7-8 yaşından küçük bir çocuk varsa, akvaryuma ve kendisine
bir zarar vermemesi için önlem almak gerekir. Akvaryum çocuğun erişemeyeceği
bir yüksekliğe konabilir. Bu arada elekrik tesisatiyla ilgili de
güvenlik önlemleri almak gerekir.
5) Hürriyet'teki röportajınızda şunları söylemişsiniz: "Bilim adamları,
akvaryumun insan üstünde olumlu bir etki yarattığını belirlediler. Yapılan
araştırmalarla, akvaryumun dinlendirici bir özelliğinin bulunduğu ve
akvaryumu
seyretmenin kalp atışlarını yavaşlatarak stresi giderdiği kanıtlandı."
Eğer yukaridaki cümleler sizinse, konuyu biraz daha açarak anlatırsanız
sevinirim.
Sizce balıklarda; kediler, köpekler ve kuşlar kadar çocuklar tarafından
ilgi görüyor mu? Neden?
Güzel bir akvaryumu izlemenin, tıpkı güzel bir doğa yürüyüşü gibi, insanlar üzerinde
rahatlatıcı, stres giderici bir etkisi olduğu, hatta akvaryumu izlemenin
sakinleştirip kalp atışlarını yavaşlattığı bilimsel olarak kanıtlanmıştir.
Yanlız yaşadığım yurt dışındaki öğrencilik dönemlerimde ben hiç televizyon
almamıştım, sadece
400 litrelik büyükçe bir akvaryumum vardı. Her akşam başına geçip en az yarım
saat izliyordum. Müzik ve akvaryum bence televizyondan çok daha dinlendirici
bir ikili.
Balıklar da çocuklar tarafından kediler, kuşlar ve köpekler kadar ilgi
görüyor mu doğrusu bilemiyorum. Bir yandan balıkların daha az ilgi görmesi
gerektiğini tahmin ediyorum, çünkü onlara dokunamıyorsunuz, bire bir ilişki
yok, olsa da çok az, hatta hiç olmaması balıklar açısından daha hayırlı.
Akvaryum bir gözlem zevki, bu da her çocukta olmayabilir. Fakat öte yandan
düşünüyorum, ben ilkokula giderken çoğu arkadaşımın evinde akvaryum vardı,
olmayanlar da olanları görüp heveslenerek akvaryum almışlardı.
Sanki o zamanlar (70li yillar) akvaryum şimdikine göre daha yaygındı.
Ama bizimki hariç evinde kedi, köpek veya kuş olanını hatırlamıyorum.
Herhalde anne-babalarin titizliği yüzünden...
Tunç Ali Kütükçüoglu
|