Akvaryum etiği: Bulanık suda balık avlamayın!
Kaynak: İsviçre Hayvanları Koruma Derneği
İsviçre'deki bütün hayvan koruma derneklerini çatısı altında toplayan
merkezi İsviçre Hayvanları Koruma Derneği (Schweizer Tierschutz STS,
www.tierschutz.com) etik (bilinçli) akvaryumculuk konusunda
Yaşam Alanı Akvaryum (Lebensraum Aquarium) adında bir kitapçık yayınladı. Bu kitapçıkta,
akvaryumculuğun temel kurallarına da yer verilmiş.
Amaç bir tür akvaryumculuk etiğinin oluşmasını sağlayarak balıkların sadece ve sadece
doğal gereksinimlerine uygun akvaryumlarda yaşatılmasını sağlayabilmek.
Bu bilinç kısaca şöyle özetlenebilir: Önce doğayı, ekolojiyi ve türleri tanıyın,
beslemeyi düşündüğünüz balık türlerinin fiziksel ve sosyal gereksinimlerini iyice anlayın.
Herhangi bir balığı ancak kuracağınız akvaryumda türün gereksinimlerini
karşılayabileceğinize eminseniz satın alın, yoksa vazgeçin; boşu boşuna balığa
işkence etmiş olursunuz.
Herhangi bir balığın kendini akvaryumda rahat hissedip hissetmediği konusunda aşağıdaki
noktalar ipucu olabilir:
Balık sağlıklı mı, yem yiyor mu, hareketli mi, yoksa bir köşeye sinmiş korku içinde
ölümü mü bekliyor?
Akvaryumda eş seçme, üreme, bölge sahiplenme ve koruma vs. gibi
doğal davranışlarını sergileyebiliyor mu? (Bunu anlamak için önce türün doğal davranış repertuarı
hakkında bilgili olmak gerekir)
Balık içinde bulunduğu fiziksel ortam ve sosyal çevre içinde kendini
meşgul hissediyor mu? Yoksa kafese kapatılmış şempanzenin oturduğu yerde sallanması
gibi stimülasyon eksikliği nedeniyle (can sıkıntısı, bir yaşam amacının olmaması vs.)
devamlı akvaryum camı önünde yukarı aşağı mı yüzüyor?
Bu kitapçıktan ilginç bulduğumuz bazı akvaryumculuk kurallarını size aktaralım.
Akvaryumcuğun temel etik kuralları - Yaşam Alanı Akvaryum'dan
Sadece gözünüzle seçmeyin!
Birçok akvaryum meraklısı besleyeceği balığı sadece güzelliğine
bakarak seçiyor. Halbuki balık seçiminde güzellik değil,
türün gereksinimleri ön planda olmalıdır.
Hangi balıklar tercih edilmeli?
- Tatlısu türleri
- Hakkında yeterli bilgi bulunan tanınmış türler; hakkında az bilgi
ve tecrübe bulunan ekzotik türlerden kaçınmalı
- Doğadan yakalanmış değil, akvaryumda üretilmiş türler
- Uzak yerlerden taşınmamış balıklar; mümkünse yerli üretim balıklar
- Sosyal açıdan uyumlu, barışçı türler
- Sıcaklık, pH, GH, bakteri oranı gibi su kalitesi konusunda benzer
gereksinimleri olan türler
- Piyasada yaygın olarak bulunan kuru yemleri yiyen, yem konusunda seçici olmayan türler
- Kolayca hastalanmayan, su kalitesindeki küçük salınımlara karşı dayanıklı türler
- Normal hareket edebilen balıklar; seçici üretimle yüzgeçleri aşırı geliştirilmiş tül kuyruklu
balıklardan sakınmak gerekir.
- Derisinde tümör, şişkinlik, leke gibi herhangi bir hastalık belirtisi
olmayan balıklar
Acemi balığı hurafesi
Her hatayı kaldıracak bir acemi balığı gerçekte yoktur; sadece su kalitesindeki
salınımlara karşı göreceli olarak daha dayanıklı balıklar vardır. Örneğin
komando çöpçü (Corydoras paleatus), platy, tetrazon ve bakır tetra gibi...
Buna rağmen her akvaryum sahibi bu göreceli olarak kolay türlerin
dahi gereksinimleri konusunda kendini iyice bilgilendirmelidir; ortada bulanıklık,
belirsizlik bırakmamalıdır. Doğal türlerin ve doğal yaşamın korunması gerektiği düşünülerek
bakımı zor veya akvaryumlar için fazla büyük türlerden uzak durulmalıdır. Uzak durulması
gerekenlere deniz balıkları ve doğadan yakalanmış balıklar da dahildir.
Neden çok renkli mercan balıklarını barındıran deniz akvaryumlarından uzak durulmalı?
Tuzlusu akvaryumlarının, özellikle de mercan balıklarının bakımı hem parasal
hem de zamansal açıdan fazlaca masraflıdır. Daha da önemlisi, deniz akvaryumlarında beslenen
canlılar çoğunlukla doğadan yakalanıp satışa çıkarılıyor. Bütün önlemlere rağmen
hala dünyaca yaygın olan dinamitli ve kimyasal maddeli avlanma yöntemleri, sadece yakalanan balıklara
değil, geniş çevreye ve hatta bazen bir mercan kolonisinin tamamına onarılması çok
güç zararlar veriyor. Bu konuda Hawaii Deniz Akvaryumu Topluluğu'nun (Hawaii Marine
Aquarium Council MAC) çalışmaları var. Bu topluluk, mercan ekolojilerine
zarar verilmeyecek şekilde (ve sayıda) kepçeyle yakalanmış balıkları MAC sertifikasıyla
satmayı hedefliyor. Böylece alıcının da deniz balığı satın alırken vicdanı rahat olabilecek.
Ancak henüz İsviçre'de MAC sertifikalı balık pek bulunmuyor. Ayrıca yoğun fiyat rekabeti
ve sahte sertifikalar, daha da önemlisi, piyasadaki müşterilerin çoğunluğunda
aynı balığa MAC sertifikalı diye daha fazla para ödemeye razı olacak kadar doğal
yaşamı kollama bilincinin olmaması,
bu tür iyi niyetli projeleri uygulamada zora sokuyor.
Neden az bulunur egzotik türlerden uzak durulmalı?
Akvaryumculuğa yeni adım adan bir kişi, hakkında
bolca bilgi ve tecrübe bulunan, yaygın olarak beslenen "göreceli kolay"
türleri tercih etmelidir. Az bulunur tüleri besleme hırsının
bedelini genellikle balıklar öder. Uygun besleme şartları bulunana kadar deney malzemesi
yerine geçen bu balıkların akibeti genellikle yavaş bir ölüm olur.
Neden mümkün oldukça ithal değil, yerli üretim balık?
İsviçre'de satılan balıkların çoğu Güney Amerika veya Uzakdoğu
Asya'dan ithal edilmektedir. Bu tip tropik bölgelerde
süs balıkları genellikle açık hava havuzlarında üretilirler.
Bu balıkların ne şartlarda üretildiği, hangi ilaçlarla yaşatıldığı,
hangi balıkların nasıl bir seçimden sonra gönderildiği
çoğunlukla bilinmez. İlaçlar sayesinde satışa kadar sağlıklı
kalan bir balık kısa sürede hastalanıp ölebilir, daha da kötüsü,
gittiği akvaryuma kendisinin bağışıklı olduğu yabancı hastalıklar
bulaştırabilir. İthal yapılacaksa bile, üretim koşulları bilinen
ve takip edilen yakın ülkeler tercih edilmelidir (son yıllarda
İsviçre'ye en çok Çekoslavakya'dan balık ithal ediliyor).
Yakın bölgelerde üretilmiş balıklar
doğal olarak yerel su şartlarına çok daha iyi uyum sağlayabiliyorlar.
Ayrıca taşıma (transport) mesafesi de kısalmış oluyor; her transport
balık sağlığı için bir yük demektir.
Neden ihtişamlı tül kuyruklardan uzak durulmalı?
Suni üretimle (suni seleksiyon) aşırı uçlara sapmanın
örnekleri özellikle Lepistes ve Japon balıklarında görülebilir.
Bazı tül kuyruk Japonların yüzgeçleri artık yüzme organı olmaktan çıkmıştır;
balıklar güçlükle hareket eder hale gelmiştir. Bazı Japon balıklarında
da suni üretimle dengeyi saylayan sırt yüzgeçi yok edilmiştir; en ufak bir su akıntısı
zavallı balıkların dengesini bozar. Bazı balon göz japon balıkları artık
önlerini göremez hale gelmişlerdir, gözleri ancak yukarı doğru bakabilir.
Bütün bu tip özürlü balıklar, balıklara koleksiyon malzemesi
gözüyle bakanlar tarafından seçkin ve değerli ırklar olarak kabul edilse
de bilinçli akvaryumcular genetik özürleri olan suni balıkları kesinlikle
satın almamalıdır.
Bilyap olarak akvaryumculuk etikleri konusundaki bir ek notumuz:
"Akvaryum sonuçta bir hobi, hobimi istediğim gibi yaparım, istediğim balığı
alırım, istediğim gibi yaşatırım, özgür bir ülkede yaşıyoruz vs." tipi
akvaryumculuk etiklerinin yaygınlaşmasını engelleyici görüşler de
olabilir. "Akvaryumculuk etiklerine uymazsam ne olur" sorusuna nasıl bir yanıt
verebileceğimizi düşündük, aklımıza ancak şunlar geldi:
- Hiçbir şey olmaz, çünkü balıkların kendi haklarını koruyacak güçleri
yoktur. Bizim elimize bakıyorlar, bir yerde elimizde oyuncak gibiler,
tamamen çaresiz ve savunmasızlar. Ancak uygar insan, bir zorlama olmadan
da diğer insanların ve canlıların yaşama haklarını düşünür, onları elinden geldiğince
gözetmeye çalışır. Gücünü kötüye kullanıp işi bencilliğe ve zorbalığa dökmez.
Uygar insan, kendisi güce kolayca boyun eğmediği gibi, karşısındakinin de
haklarını "nasıl olsa güç bende" diyerek ezme hakkını kendinde görmez.
Uygarlaşamamış insan güce boyun eğer ve güçle boyun eğdirir.
- Doğal yaşama saygı anlamına gelen akvaryum etikleri yaygınlaşamazsa,
akvaryum hobisi sosyal açıdan bakıldığında felsefesini yitirir, hiçbir zaman da
kültürlü kesimde prestij kazanamaz. Halbuki akvaryumculuğun gelişmesi
için en çok bu kültürlü kesime ihtiyaç vardır.
Bizce akvaryumculuk bilim, kültür ve sanattan nasibini almış,
elindeki imkanlar dahilinde kendini sürekli geliştiren, kavga etmeden
tartışmayı bilen akıllı insanların uğraşı olmalıdır. Bakarsınız o zaman
akvaryumculuk şimdiki gibi hala doğaya zarar veren değil,
oluşturduğu duyarlı topluluk sayesinde doğayı koruyan bir
uğraş haline gelir.
|